Marx’ın Devrimci Fikirleri

Göklere yükselmeyen fikir, yerde sürünmeye mahkûmdur

MDF_kapak_web2

DEVRİMCİ FİKİRLER”İN KARL MARX’I…

Sibel ÖZBUDUN

Göklere yükselmeyen fikir, yerde sürünmeye mahkûmdur.”[1]

Lamı-cimi yok: Post-“Elveda Proletarya” çağına girdik… Neo-liberalizmin dünya halklarına vaat ettiği Cennetin, gerçek (ve cehennemî) yüzü beklenenden de kısa bir sürede ortaya çıktı: Araları 2-3 yıla inen kriz fazlarıyla daha da yaygınlaşan/kronikleşen işsizlik, kamusal kaynakların küresel ölçekte çokuluslu şirketlere transferi, çaplı bir yoksullaşma/yoksunlaşma süreci, giderek genişleyen nüfus kesimlerinin marjinalleşmesi…

Kalemşorları tarafından “yenilmez” ve “ebedî” ilan edilen kapitalizmin bu yeni evresine “İlk Kurşun”, bilindiği üzere 1994 yılbaşı gecesi, Meksika ile ABD ve Kanada arasında imzalanan NAFTA (Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması)’ya başkaldıran Chiapas yerlilerinden geldi: “Ya Basta!”ları kısa sürede Seattle’dan Cenova’ya, Atina’dan İstanbul’a, Bolivya’dan Nepal’e tüm yeryüzünü kuşatacaktı.

Ne ki bu gelişmelerin, 1980’lerin “Büyük Yenilgisi”nin ardından heykelleri devrilen, kitapları ayak tezgâhlarına düş(ürül)en, üniversite kürsülerinden “insanlık suçu” işlediği ilan edilen Karl Marx’ın fikirlerine müracaatla açıklanabileceği fikri, postmodern ideologların istila ettiği “muhalif” iklimimizde bile bir süre yadırganacak, yadsınacaktı.

Ama görüldü ki ne “öznesi-nesnesi belirsiz” İmparatorluk metaforları, ne kimlik savaşları, ne de sınıflararası mücadeleyi sınıflararası müzakereyle ikame eden sivil toplumcu yaklaşımlar, neo-liberal yıkımın çapını karşılayabilecek kapsam ve içerikte bir mücadelenin kuramını biçimlendirmeye yetecek malzemeyi sağlayabiliyor…

Böylece, yeniden döndük “Sakallı”ya… Son yıllarda Karl Marx dünya ölçeğinde hem yapıtları en çok yayınlanan, hem de üzerine en çok yayın yapılan yazarların başında geliyor kuşkusuz…

Ne ki, özellikle 1980’lerden itibaren devreye giren “lapsus”, ve bu lapsus sürecinde biriken söylem yığışması, Marx okumasını özellikle yeni devrimci kuşaklar için zorlaştırıyor.

Alex Callinicos, Marx’ta ayak diremekten vazgeçmemiş az sayıda Marksist’ten biri. Orijinali 1983’te yayınlanan Karl Marx’ın Devrimci Fikirleri’nin[2] “Önsöz”ünde Marx’ı okumayı güçleştiren esas etkenin Marx’ın fikirlerinin çoğu kez büyük ölçüde çarpıtmalara maruz kalmış olması olduğunu vurguluyor. Bu çarpıtmalar antimarksistlerden olduğu kadar, onu “resmi ideoloji”lerinin kaynağı hâline getirenlerden kaynaklanmakta Callinicos’a göre. Ve de, “üniversitelerde ve yüksek okullarda, hedefi kapitalizmi devirmek değil, Marksizm’i incelemek olan yeni bir Marksizm türevinin ortaya çık”masına yol açan Akademik Marksizm’den…

Bu nedenle Marksizm’i, Marx’ın yazılarından hareketle bir kuram, bir kuram olduğu kadar bir “devrimci eylem rehberi”, ya da tekil bir deyişle bir “pratik felsefesi” olarak sunan bir duruşla kaleme almış Karl Marx’ın Devrimci Fikirleri’ni.

Göreli sınırlı sayıda sayfa içerisinde, (metnin Türkçesi 246 sayfa tutuyor – hemen eklemeli, duru, anlaşılabilir bir dille çevrilmiş…) okur hem Marx’ın biyografisini, hem Marx-öncesi sosyalizm akımlarını, hem Marx’ın düşünüşünün biçimlenmesinde katkıda bulunan Ricardo, Hegel ve Feuerbach’ın görüşlerini, hem Marx’ın yöntemini, ekonomi-politikasını ve devrimci praksisini hem de Marksizm’in günümüz için taşıdığı önemi bulabiliyor – kitabın sonuna eklenmiş, Marksizm üzerine aydınlatıcı bir kaynakçanın yanı sıra…

Tekel işçilerinin Ankara’nın yüreğindeki 78 günlük direnişine omuz veren, işçilerin mücadele içerisindeki dönüşümünü izlerken kendileri de değişen, dönüşen devrimci gençler için sanırım “Kapitalizm, sömürüyü, yani, sermaye ile emek arasındaki çelişkiyi temel alan bir toplum biçimi olduğu için, sınıf mücadelesine yol açar. Bu mücadelenin etkisi işçi sınıfını dönüştürür. İşverenle savaşın baskısı işçileri kolektif olarak örgütlenmeye ve giderek toplumu dönüştürmedeki çıkarının bilincinde olan bir sınıf gibi hareket etmeye zorlar. Mücadele deneyimi, işçilerin kendi çıkarlarının farklı olduğunun farkına varmasını sağlar. Kazandıkları zaferler, sonuçları ne kadar küçük olursa olsun, onlara iktidarı burjuvaziden almak için gereken siyasal harekette yer almak için gereken güveni sağlar,” (s.95.) sözleri, taze pratiklerinin ışığında çok anlamlı gelecektir.

Marx’ın Devrimci Fikirleri tam da bu mücadelelerin yoğunlaşacağı günümüzde, sıcağı sıcağına başvurulması gereken bir el kitabı… Yayıncıları bu isabetli zamanlama, ve isabetli bir seçim için kutlanmayı hak ediyor…

N O T L A R

[1] Beaconsfield.

[2] Alex Callinicos, Karl Marx’ın Devrimci Fikirleri, Antikapitalist Yayınlar, İstanbul, Aralık 2009.

‘Marx neden Potter’dan daha popüler?’

Karl Marx’ın fikirleri hala yorumlanmaya ve tartışılmaya devam etmektedir. Ancak tartışılan fikirlerinin yanında “düşünce ve hayatını tarihsel kaynaklarıyla ve derli toplu bir şekilde ele alan bir yapıtın eksikliği” de hissedilmiştir. Bu eksiklik Harry Potter’dan daha popüler olan Marx’ın düşünce hayatını ele alan Alex Callinicos’un kaleme aldığı “Karl Marx’ın Devrimci Fikirleri” kitabıyla giderilmeye çalışılacak. Türkçeye Atilla Tugan tarafından çevrilmiş olan “Karl Marx’ın Devrimci Fikirleri” Antikapitalist Yayınevi tarafından kitapseverlere ulaştırılacak.

“Peki Karl Marx neden Harry Potter’dan bile daha popüler?” Rıfat Saltoğlu, Biritanya’nın en büyük tiraja sahip ulusal gazetesi The Independent’ın bu sorusunun yanıtınının Alex Callinicos’un “Marx’ın Devrimci Fikirleri” kitabında bu sorunun yanıtı gibi okumanın mümkün olduğunu söylüyor. Saltoğlu gerçekten de kapitalist sistemin barındırdığı sömürü, ıstırap ve şiddet devam ettiği sürece ve bu durumu ortadan kaldırmak isteyenler açısından Marx’ın ortaya koyduğu fikirler güncelliğini koruyacağını vurguluyor.

Saltoğlu günümüzde kapitalizm bir yandan tüm dünyayı tek bir pazar haline getirirken diğer yandan neo-liberalizmi yaygınlaştırarak ideolojik hegemonyasını sürdürmeye çalıştığını belirtiyor:

“Bunu yaparken de ortaya çıkan ve derinleşen ekonomik kriz, işsizlik, sömürü, ırkçılık ve cinsiyetçilik gibi sorunlar kapitalizmin yapısal olmayan sorunları gibi sunuluyor.”

Ancak kapitalizmin son kriziyle birlikte söz konusu sorunların yapısal sorunlar olduğu gerçeği neoliberal ideologlar tarafından bile kabul gördüğünü söyleyen Saltoğlu, ancak Marx’ın fikirlerinin çok etkili olduğunu, ölümünden sonra geçen 127 yıl boyunca sürekli tartışılıp yorumlanmasının da bunu bir göstergesi olduğunu ifade ediyor.

“Karl Marx’ın düşünce ve hayatını tarihsel kaynaklarıyla ve derli toplu bir şekilde ele alan bir yapıtın eksikliği de hep hissedilmiştir” diyen Saltoğlu, Alex Callinicos’un bu kitabı yazmaktaki amacının, kendi deyişiyle “Marx’ın tarih, toplum ve devrime ilişkin temel inançlarını paylaşan birisinin onun yaşamına ve düşüncelerine duyarlı ve modern bir giriş yaparak ona ilişkin literatürdeki boşluğu doldurmaya çalışmak” olduğuna dikakt çekiyor.

‘Bir Devrimcinin Yaşamı’

“Aslında dünyaya bakışımızı kökten değiştirmiş az sayıdaki düşünürden biri olan Marx üzerine yazılmış çok sayıda kitabın bulunması şaşırtıcı değildir” diyen Saltoğlu, ancak yaşamı ve yapıtıyla bir bütün oluşturan devrimci Marx’ı ele alan yapıtların sayısı sınırlı olduğunu söylüyor:

“Çünkü Marx sıradan bir düşünür değil devrimci bir düşünürdür. Bu nedenle Karl Marx’ın Devrimci Fikirleri’nin ilk bölümü ‘Bir Devrimcinin Yaşamı’na ayrılmış.

Ayrıca Callinicos Marx’ın sosyalizm anlayışını tarihsel bağlamına oturtarak ele alıyor. Aydınlanma düşüncesinin ve ütopyacı sosyalistlerin görüşlerinin Marx’ın eleştirel süzgecinden geçerek nasıl olgunlaştığını gösteriyor. Bu bakımdan eşine az rastlanır türden bir toplumsal düşünceler tarihi çalışması sunuyor.  Devamında Marx’ın en olgun eseri Kapital’de kullanmış olduğu yöntemi Ricardo, Hegel ve Feuerbach’tan yola çıkarak nasıl geliştirdiğini açıklamaya girişiyor. Hegel’in keşfettiği ama aynı zamanda mistisizme boğduğu bu yöntemi, ünlü deyişle baş aşağı duran Hegelci diyalektiği nasıl ayağa kaldırdığını ayrıntılarıyla anlatıyor. ‘Marx’ın Yöntemi’ bölümünde ise Kapital’de ortaya konulan analiz yönteminin bilimsel yönden olduğu kadar felsefi değerine de işaret ediliyor.

Marx’ın kişiliğinde soğukkanlı bir bilim insanı ile çoşkulu bir devrimci bütünleşmiştir. Zaten tarihin kendisinde de benzer bir durum söz konusu değil midir? Marx’ın ünlü ifadesiyle ‘insanlar tarihlerini kendileri yaparlar, fakat kendi seçtikleri koşullar altında ve tam istedikleri gibi değil.’   Tarihsel materyalizmin keskin yüzü bir yandan kapitalizmin bilimsel analizine olanak verirken diğer yandan devrimci politika üretilmesini sağlar.”

‘İşçi İktidarı’

Saltoğlu, Callinicos kitabının “İşçi İktidarı” bölümünde Marx’ın “kapitalizmin kendi mezar kazıcılarını ortaya çıkardığı” olgusundan ve “işçi sınıfının kurtuluşu kendi eseri olacaktır” önermesinden yola çıkarak “aşağıdan sosyalizmin” zorunluluğuna işaret ettiğini belirtiyor:

“İşçi sınıfı sadece kendisini değil tüm toplumu özgürleştirecektir. Ancak bu kurtuluş dünya devrimine bağlıdır. Çünkü kapitalizmin kendisi, Marx’ın da vurguladığı gibi, bir dünya sistemidir.

‘Günümüzde Marx’ bölümünde Callinicos dünya devrimi perspektifini zorunlu kılan olgulardan birinin de ‘reel sosyalizm’ deneyimleri olduğuna işaret ediyor. Bu deneyimler de göstermiştir ki sosyalizm ancak aşağıdan ve dünya çapında gerçekleştiğinde amacına ulaşabilir.”

Saltoğlu, sonuç olarak Marx’ın Devrimci Fikirleri Marx’a hem bütünlüklü bir giriş hem de daha ileri okumalar için rehber kitap niteliğinde olduğunu vurguluyor.

http://t24.com.tr/haber/arsiv,72403 adresinden alınmıştır.

NOT: Kitabın ilk baskısı tükendi. İkinci baskıyı yakında yayınlayacağız.

 
 
 
 
 
 
 
shared on wplocker.com